11 Temmuz 2012 Çarşamba

ARCACHON







ARCACHON: Okyanusun diğer adıdır bana. Tuttum elinden küçük Yudum'un, yanımda şen kahkahası ve en az bendeki kadar heyecanıyla Arzu'yla birlikte denize varan yoldan yürüdüm... Kırmızı bankları, güzelim sokak lambaları, kumsalı,rüzgarı,güneşi ve deniz insanlarıyla çocukluk hayaline adım adım ilerlemek... Çok anlamı olmayabilir bir çok insan için ama bence 'heyecan' işte. 'Hayal' işte. Hele bir de yanında eşlikçin varsa...

























Arcachon, Bordeaux'ya trenle 45 dakika uzaklıkta bir tatil beldesi. Yerleşim olarak yeni sayılabilecek bir yer. Eskiden bol sivrisinekli, bataklık olan bu yerde sadece bir kaç balıkçı kulübesi varmış. Deniz de pek konuksever değilmiş hani. Derken 1823'de bir çeşit güneşlenme çılgınlığı başlamış ve özellikle doktorların sağlık açısından güneşlenme tavsiye ettiği aristokratlar bu izbe yeri adam etmişler. İlginç olan o dönem sırf güneşlenmek için gelirlermiş, 10 dakikadan fazla denizde kalmazlarmış.


Biz de yüzmek yerine (akşam gidersek tabii) ne yaptık? Kumsalda kısa bir yürüyüşten sonra, açtık Bordeaux şarabımızı, okyanusa karşı şarap ve peynir. Ohh miss:)))

Bu arada bildik: Buralara geniş zamanlarda gelmek lazım. Okyanusta yüzmek lazım, deniz mahsullerini tatmak lazım, çevredeki diğer sahilleri görmek ama özellikle kum tepesine gitmek (Dune du Pilat) ve tepeden okyanus manzarasını seyretmek lazım. Bir dahaki sefere artık :)

-Yudum -




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder